2. Evliliğin Varlığına İlişkin Davalar

  • Ana Sayfa
  • 2. Evliliğin Varlığına İlişkin Davalar
2. Evliliğin Varlığına İlişkin Davalar

A-EVLİLİĞİN TESPİTİ DAVASI

Hukuki yararı bulunan herkes evliliğin tespitini isteyebilir.

B-EVLİLİK TARİHİNİN TESPİTİ

Hukuki yararı bulunan herkes evlenme tarihinin tespitini isteyebilir.Tespit ile birlikte düzeltme talebi varsa ilgililer davada yer almalıdır.

Evlenme tarihinin tespitinde aile mahkemesi aile mahkemesi görevlidir.Aile mahkemesi kurulmayan yerlerde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen Asliye Hukuk Mahkemelerinde davanın aile mahkemesi sıfatı ile görülüp karara bağlanması gerekir.

Evlenme tarihinde yürürlükte bulunan hükümlere göre evliliğin tespiti yapılır.

C-EVLENMENİN YOKLUĞUNUN TESPİTİ DAVASI

Yok işlem hukuk düzeninde hiçbir hüküm ve sonuç doğurmadığından hükümsüzlük bağlamında bir dava açılmasına gerek bulunmamaktadır.Yok işlem hakim tarafından kendiliğinden dikkate alınır.

Evlenmenin yokluğunda hukuk düzeninin öngördüğü şekilde kurulmadığı için evlenme kendiliğinden hükümsüz ise de bu konuda çekişme varsa ancak bir tespit davası açılabilir.

III.İÇTİHATLAR

Yasal şartlara uygun bir evlenme gerçekleşmemiş ise,bunun nüfusa bildirilmiş ve sicile işlenmiş olması,evliliğin yok olduğunu göstermez.

Davacı,1974 yılında köy muhtarlığı huzurunda evlenme merasiminin icra edildiğini,ancak evlendirme memurunun bu hususa nüsus müdürlüğüne bildirmediğini ileri sürmüş ve Oltu Obayayla köyü muhtarlığınca 22.3.1974 tarihinde Sarıkamış Nüfus Müdürlüğüne hitaben yazılan yazıyı delil olarak sunmuştur.Bu belgede ”davacı Salih oğlu Abdulaziz Uğurlu ile evlenmiştir”açıklaması mevcuttur.Mahkemece,bu belge eklenerek Oltu Obayayla köyü muhtarlığından,bu belgenin muhtarlıklarınca düzenlenip,düzenlenmediği sorulmuş,Obayayla köyü muhtarlığı ise,6.11.2014 tarihinde Büyükşehir Yasasında yapılan son değişiklikle,köy tüzel kişiliğinin kaldırıldığını ve mahalle olduklarını belirterek,bu konudaki tüm kayıtların nüfus müdürlüğüne devredildiğini belirtmiştir.Mahkemece,Oltu Nüfus müdürlüğünden araştırma yapılmamıştır.Evlendirmeye yetkili merci önünde yasal şartlara uygun bir evlenme gerçekleşmişise,bunun nüfusa bildirilmemiş ve sicile işlenmemiş olması,evliliğin yok olduğunu göstermez.Bunun bakımından yetkili evlendirme memuru önünde bir evlenme akdinin yapılıp yapılmadığının kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespit edilmesi gerekir.O halde,Obayayla köyüne ait evlendirme kayıtlarının ve defterlerinin,köy tüzel kişiliğinin kaldırılmasından sonra Oltu belediyesine mi,yoksa aynı yer nufüs müdürlüğüne mi devredildiği tespit edilip,bu yerden 1974 yılı evlendirme defter ve kayıtlarının istenmesi,köy muhtarlığı huzurunda 22.3.1974 tarihinde yapılmış bir evlenme akdinin mevcut olup olmadığının tespiti ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak neticesine göre karar verilmesi gerekirken eksisk inceleme ile hüküm tesisi doğru bulunmamıştır.

Y2HD,25.5.2015/8087,K,2015/10534

Evliliğin yok hükmünde bulunduğunun tespiti davası aile mahkemesinde görülmelidir.

Dava,evliliğin yokluğunun tespitine ilişkin olup,4721 sayılı Türk Medeni Kanununun,üçüncü kısmı hariç,ikinci kitabında yer almaktadır.Görev,kamu düzenine ilişkindir.Mahkemece yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gerekir.4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş,Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun,5133 sayılı Kanunla değişik 4.maddesi;4721 sayılı Türk Medeni Kanununun ikinci kitabından üçüncü kısım hariç olmak üzere (m118-395)kaynaklanan bütün davaların,aile mahkemeleri kurulan yerlerde bu mahkemelerce bakılacağını;aynı Yasanın 2.maddesi de,aile mahkemesi kurulmayan yerlerde bu kanun kapsamına giren dava ve işlerin asliye hukuk (aile) mahkemelerinde bakılacağı hükme bağlanmıştır.Şu halde Aile Mahkemesi kurulmayan yerlerde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen Asliye Hukuk Mahkemelerinde davanın Aile Mahkemesi sıfatı ile görülüp karara bağlanması gerekir.(H.G.K. 16.11.2005 tarih ve 2/673-617 sayılı kararı) Bu açıkalama karşısında;davaya ”Aile Mahkemesi” sıfatıyla bakılması gerekirken,bu husus düşünülmeden Asliye Hukuk Mahkemesi olarak yargılamaya devam edilip,yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Evlenme beyannamesindeki imzanın aidiyeti belirlenerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekir.

Dava,ilgili resmi dairenin (Nüfus İdaresinin)09.09.2008 tarihli dava açılması lüzumunu bildiren yazısı üzerine Cumhuriyet savcısı tarafından açılmıştır (5490 s. NHK. md.36/a). Mahkemece;ölü Raif ile evlenen kişinin Sultan değil,bunun kardeşi olan kayıtlarda ”bekar” görünen 1973 doğumlu Sayime Şenkaya olduğunun tespitine,Sultan’ın Raif ile evlilik kaydının nüfustan terkinine,Sayime ile Raif arasında yapılan evlilik olarak düzeltilmesine karar verilmiştir.Diğer bir ifade ile resmi sicilin gösterdiği olgunun tersine karar verilmiştir.Verilen hükümle,Sayime Şenkaya’nın medeni durumu ve ölü Raif’in çocuklarının anne adları değişmiş olacağından;dava bu kişilerin haklarına etkili olacaktır,Öyleyse 1973 doğumlu Sayime Şenkaya ile ölü Raif’in altsoyunun davaya dahil edilmeleri,göstermeleri halinde delillerin toplanması ve Raif’in evliliğe ilişkin evlenme belgelerinin evlendirmeyi yapan Güroymak Belediyesi evlendirme memurluğundan istenmesi,evlenme beyannemesindeki imzanın Samiye Şenkaya’ya ait olup olmadığının tespiti ile tüm deliller birlikte değerlendirilerek,hasıl olacak sonucuna göre hüküm kurulması gerekir.Bu yönler gözetilmeden eksik hasım ve eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.

Evliliğin tespiti davası aile mahkemesinde görülmelidir.

Dava;davacının kök mirasbırakanı Musa Ülger ile Meryem Şekerli’nin 1924 yılında evlendiklerinin tespitine ilişkindir.Görev kamu düzenine ilişkindir.Mahkemece yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gerekir.4787 Sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş,görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 4.maddesi 4721 sayılı medeni kanunun ikinci kitabından üçüncü kısım hariç olmak üzere (TMK m. 118-395) kaynaklanan bütün davaların Aile Mahkemesinde bakılacağını hükme bağlamıştır.Şu halde Aile Mahkemesi kurulmayan yerlerde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen Asliye Hukuk Mahkemelerinde davanın Aile Mahkemesi sıfatı ile görülüp karara bağlanması gerekir.(H.G.K. 16.11.2005 tarih ve 2/673-617)Bu açıklama karşısında;davaya Aile Mahkemesi sıfatıyla bakılması gerekirken,bu husus düşünülmeden Asliye Hukuk Mahkemesi olarak yargılamaya devam edilip,yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Benzer kararlar:

Dava,evliliğin tespitine ve tesçiline yöneliktir.Görev kamu düzenine ilişkindir.Mahkemece yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gerekir.4787 Sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş,Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 4.maddesi,4721 sayılı Türk Medeni Kanununun ikinci kitabından üçüncü kısım hariç olmak üzere (TMK.Md.118-395)kaynaklanan bütün davaların Aile mahkemesinde bakılacağı hükme bağlanmıştır.Şu halde görevsizlik kararı verilmesi gerekirken,yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.

Dava,evliliğin tespitine ilişkin olup 29.01.2010 tarihinde açılmıştır.4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun,5133 kanunda değişik 4/1. maddesi uyarınca,4721 sayılı Türk Medeni Kanunun üçüncü kısmı hariç olmak üzere,ikinci kitabından kaynaklanan davalara aile mahkemelerinde bakılır.Görev kamu düzenine ilişkindir.Mahkemece yargılamanın her aşamasında dikkate alınması zorunludur.Evliliğin tespiti davalarının evli olunduğu iddia edilen kişi sağsa ona,ölmüşse mirasçılarına karşı açılması gerekir.Davacı bu davada,evlenmenin yasanın aradığı şekilde (TMK. 134,135,141,142,eski, MK.97,97/2,108109)yapıldığını,ancak nüfus siciline hiç aktarılmamış olduğunu kanıtlayacaktır.Evlenme yasanın aradığı şekilde yapılmasına rağmen,nüfus siçiline hatalı olarak geçirilmişse;bu durum,evlenmenin tespiti davasının değil,nüfus kayıt düzeltim davasının (5490 S. Nüfus Hizmetleri Kanunu m.36) konusunu oluşturur.Davanın nüfus idaresi hasım gösterilmek suretiyle açılmış olması;sadece bu nedenle davaya nüfus kayıt düzeltim davası niteliği vermez.Açıklanan niteliğiyle,dava evliliğin tespiti davası,görevli mahkemede Aile Mahkemesidir.Gerçekleşen bu durum karşısında davaya Aile Mahkemesinde bakılmak üzere görevsizlik kararı verilmesi gerekirken;davanın esasına girilerek inceleme yapılması usul ve yasaya aykırı olup,bozmayı gerektirmiştir.

Dava evlilik tespitine ilişkindir.4787 Sayılı Aile Mahkemelerinin kuruluş Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun,5133 Sayılı Kanunda değişik 4/1. maddesi uyarınca,4721 sayılı Türk Medeni Kanununun üçüncü kısmı hariç olmak üzere,ikinci kitabından kaynaklanan davalara aile mahkemelerinde bakılır.Görev kamu düzenine ilişkindir.Mahkemece yargılamanın her aşamasında dikkate alınması zorunludur.Gerçekleşen bu durum karşısında görevsizlik kararı verilmesi gerekirken,işin esasının incelenmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.

Evliliğin tespiti evlenme tarihinde yürürlükte bulunan hükümlere göre yapılır.

Evlenme tarihinde yürürlükte bulunan 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin 109.maddesi uyarınca tarafların evlenme istekleri doğrultusunda tanıklar huzuru ile evlendirme memuru tarfından evlendirmenin yapılmış olduğunun anlaşılmasına göre yerinde bulunmayan temyiz isteğinin usul ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına,

Evli olduğunun tespiti davası Aile Mahkemesi kurulmayan yerlerde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen Asliye Hukuk Mahkemelerinde davanın Aile Mahkemesi sıfatı ile görülüp karara bağlanması gerekir.

Davacı,Türk vatandaşı (ölü) Reşit Alpsöz’ün Suriye uyruklu Meryem Zehra isimli kadınla ”evli” olduğunun tespitine karar verilmesini istediğine göre dava aile hukukundan kaynaklanmaktadır.Görev kamu düzenine ilişkindir.Mahkemece yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gerekir.4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş,Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 4.maddesi;4721 sayılı Türk Medeni Kanunun üçüncü kısmı hariç ikinci kitabından (TMK m.118-395) kaynaklanan bütün davaların Aile Mahkemesinde bakılacağı hükme bağlanmıştır.Şu halde Aile Mahkemesi kurulmayan yerlerde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen Asliye Hukuk Mahkemelerinde davanın Aile Mahkemesi sıfatı ile görülüp karara bağlanması gerekir.(H.G.K. 16.11.2005 tarih ve 2/673-617 sayılı kararı) Bu açıklama karşısında;davaya Aile Mahkemesi sıfatıyla bakılması gerekirken,bu husus düşünülmeden Asliye Hukuk Mahkemesi olarak yargılamaya devam edilip,yazılı şekilde karara bağlanması usul ve yasaya aykırıdır.

Benzer kararlar:

Davacı,evliliğin tespitini istemiştir.Görev kamu düzenine ilişkindir.Mahkemece yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gerekir. 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş,Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 4.maddesi; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun ikinci kitabından üçüncü kısım hariç olmak üzere (TMKm. 118-395) kaynaklanan bütün davaların Aile Mahkemesi kurulmayan yerlerde Hakimler ve Savcılar yüksek kurulunca belirlenen Asliye Hukuk Mahkemelerinde davanın Aile Mahkemesi sıfatı ile görülüp karara bağlanması gerekir.(H.G.K. 16.11.2005 tarih ve 2/673-617 sayılı kararı)Bu açıklama karşısında;davaya Aile Mahkemesi sıfatıyla bakılması gerekirken,bu husus düşünülmeden Asliye Hukuk Mahkemesi olarak yargılamaya devam edilip, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Temyiz eden davalıların mirasbırakan Osman Canyürek’in Fatma Canyürek ile evli olduğunun tespitine yönelik temyiz istemlerinin incelenmesine gelince; Görev kamu düzenine ilişkindir. Mahkemece yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gerekir. 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş,Görev ve Yrgılama Usullerine Dair kanunun 4.maddesi;4721 sayılı Türk Medeni Kanununun ikinci kitabından üçüncü kısım hariç olmak üzere (TMKm. 118-395) kaynaklanan bütün davaların Aile Mahkemesinde bakılacağı hükme bağlanmıştır.Şu halde Aile Mahkemesi kurulmayan yerlerde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen Asliye Hukuk Mahkemelerinde davanın Aile Mahkemesi sıfatı ile görülüp karara bağlanması gerekir.(G.G.K. 16.11.2005 tarih ve 2/673-617 sayılı kararı)
Bu açıklama karşısında; davaya Aile Mahkemesi bakılması gerekirken; bu husus düşünülmeden Asliye hukuk Mahkemesi olarak yargılamaya devam edilip,yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Dava,evliliğin tespitine ilişkindir. Görev kamu düzenine ilişkindir.Mahkemece yargılamanın her aşamasında dikkate alınması gerekir. 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 4.maddesi 4721 sayılı Türk medeni Kanunun ikinci kitabından üçüncü kısım hariç olmak üzere (TMK m. 118-395) kaynaklanan bütün davaların Aile Mahkemesinde bakılacağını hükme bağlamıştır.Şu halde Aile Mahkemesi kurulmayan yerlerde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen Asliye Hukuk Mahkemelerinde davanın Aile Mahkemesi sıfatı ile görülüp karara bağlanması gerekir.(H.G.K. 16.11.2005 tarih ve 2/673-617 sayılı kararı) Bu açıklama karşısında;davaya Aile Mahkemesi sıfatıyla bakılması gerekirken bu husus düşünülmeden Asliye hukuk Mahkemesi olarak yargılamaya devam edilip,yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Fiili birleşmenin evlilik olarak tescil edilip edilmediği araştırmalıdır.

Davacı nüfusta ”dul” olarak kayıtlıdır. Aynı kayıtta yer alan çocukların baba adı ”Dursun” yazılıdır.Dursun’a airt dosyada kayıt bulunmamaktadır. Davacı,Dursun ile evliyken Dursun’un 27.12.1957 tarihinde öldüğünü,bundan sonra nüfus idaresi yandığı için yersel yazım yapıldığını ve kayıtların yersel yazımla oluşturulduğunu,yersel yazımda,daha ölmüş olanların kayda alınmadığını ileri sürerek, Mecit ve Şaziye oğlu 1341 doğumlu Dursun Ekinci’nin ”eşi” ve çocuklarının babasının da bu kişi olduğunun tespitine karar verilmesi istenmiştir.Davacının kayıtlı olduğu hanedeevlenme tarihi ve evlenerek geldiği yere ilişkin bir bilginin bulunmadığı bulunmadığı bildirilmiştir. Bu hanede Dursun’a ait kayıt yoktur. Davacı ve çocuklarının nüfusa ne suretle tescil edildikleri de dosyadaki kayıtta açıklanmamıştır.Bu husus,mahkemece de nüfus idaresinden sorulmamıştır.Davacı,dava dilekçesi ekinde, Dursun Ekinci’nin sigortalı olarak tescil edildiğine ilişkin belgeyi sunmuş,Trabzon Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü 20.8.2009 tarihli cevabında ”Dursun Ekinci” adlı kişinin sigortalı olarak tescil kaydının bulunmadığı, Maçka Askerlik Şubesi ise,Dursun Ekinci’nin 24.11.1944 ile 7.11.147 tarihleri arasında askerlik yükümlülüğünü yerine getirdiğini bildirmişlerdir. Sosyal Güvenlik Kurumundan bilgi istenirken,dava dilekçesi ekindeki belge eklenmediği gibi,bu belgedeki sigorta sicil numarası da yazılmamıştır. Bu haliyle mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya elverişli ve yeterli değildir. O halde,mahkemece yapılacak iş;öncelikle davacı ve çocuklarının nüfusa ne suretle sescil edildiklerini,diğer bir ifade ile nufüs kaydının ne suretle oluşturulduğunu Nüfus Müdürlüğünden sormak, varsa aile ve özel kütüklerde tutulan kayıtları bunların yedeklerini ve dayanaklarını istemek,dava dilekçesi ekinde sunulan belgede yer alan sigorta sicil numarası açıkça yazılarak veya sözü edilen Sosyal Güvenlik ile ilgili belge eklenerek Dursun Ekinci’nin Sosyal Güvenlik Kurumunda sigortalı olarak tescil kaydının bulunup bulunmadığını araştırmak,tescil kaydının çıkması halinde sigortalının ölümü nedeniyle geride kalan hak sahiplerine aylık bağlanıp bağlanmadığını tespit etmek,buradaki ve Askerlik şubesinin cevabındaki bilgilerden hareket edilerek Dursun Ekinci’nin kaydına ulaşmak,Maçka’da bu kişiye ait kaydın bulunması halinde,kişisel durumlara ilişkin dayanak belgelerin arşivlenmek üzere yasal olarak Genel Müdürlüğe gönderilmesi zorunluluğu nazara alınarak bu kişiye ait kaydın ve dayanak belgelerin bulunup bulunmadığını Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünden araştırmak,buradan gelecek cevaba göre davacı duruşmaya çağrılarak evlenmenin hangi tarihte ve hangi yerde yapıldığı konusunda,beyanını almak,gerekirse evlenme beyannamesi ve belgelerini ilgili evlenme memurluğundan getirmek,bu yolla davacı ile Dursun Ekinci arasında evlendirmeye selahiyetli merci önünde yapılmış bir evlenme akdi olup olmadığını belirlemek,böyle bir akde dayanmaksızın birleşip karı koca halinde yaşamış iseler,Dursun Ekinci’nin ölümünden önce “tescil edilmeyen birleşmeler ve bunlardan doğan çocukların cezasız tescili hakkındaki” 6652 sayılı kanunun mer’i olduğu dikkate alınarak,bu kanuna göre fiili birleşmenin “evlilik”olarak tescil edilip edilmediğini araştırmak ve buna ilişkin dayanak belgeleri getirmek,bu araştırmalar yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek ulaşılacak sonucuna göre karar vermekten ibarettir.Açıklanan bu araştırmalar yapılmadan eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.

Evliliğin geçersiz bulunduğunun tespiti davası aile mahkemesinde görülmelidir.

Dava evliliğin geçersiz olduğunun tespitine ilişkindir.Görev kamu düzenine ilişkindir.Mahkemece yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gerekir. 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 4.maddesi 4721 sayılı Türk medeni Kanunun ikinci kitabından üçüncü kısım hariç olmak üzere (TMK m. 118-395)kaynaklanan bütün davaların Aile mahkemesinde bakılacağını hükme bağlanmıştır. Şu halde Aile Mahkemesi kurulmayan yerlerde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen Asliye Hukuk Mahkemelerinde davanın Aile Mahkemesi sıfatı ile görülüp karara bağlanması gerekir (H.G.K. 16.11.2005 tarih ve 2/673-617 sayılı kararı) Bu açıklama karşısında;davaya Aile Mahkemesi sıfatıyla bakılması gerekirken bu husus düşünülmeden Asliye hukuk Mahkemesi olarak yargılamaya devam edilip,yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Onbeş yaşını doldurmadan yapılan evlenme akdi,yok hükmünde olur.

Evleneceklerin evlenme yaşını (TMK.md.124) doldurmuş olmaları,evlendirmeye selahiyetli memur önünde irade beyanı gibi geçerli bir evlenmenin asli ve kurucu unsurudur.Aktin kurucu unsurlardaki noksanlık evlenmenin yokluğu sonucu doğurur.Evlenme tarihinde davacı Elif;onbeş yaşını doldurmamış,hakim tarafından izin verilebilecek onaltı yaşını dahi tamamlamamıştır.(TMK. md.124/2)Bu durumda yapılan evlenme akdi,butlanla sakat değil,yok hükmünde olur.(2.H.D.’nin 14.04.2003 tarihli 2003/4315-5370 sayılı 30.10.2006 tarihli 2006/6049-14441 sayılı kararları)Öyleyse evlenmenin yokluğunun tespitine karar verilmesi gerekirken,iptal hükmünün kurulması da usul ve yasaya aykırı olmuştur.

Not:Kararda yer almadım.Düşünceme göre olağan dışı evlenme yaşına ulaşmış ancak olağan evlenme yaşına erişilmemişse olağan dışı evlenmeye izin kararı mevcut bulunmadan evlenme yapıldığı için bu evlilikler de mutlak butlanla batıl sayılmalıdır.Butlan kararı verilmeden önce olağan yaşına ulaşılarak ayırt etme gücü sonradan sonradan kazanılırsa ne olacaktır? Bu gibi ayırt etme gücünün sonradan kazanılması hallerinde mutlak butlan davasını yalnız ayırt etme gücünü sonradan kazanan eş açabilir.Diğer deyişle evlenme ayırt etme gücünün sonradan kazanılması durumunda mutlak davasını eş açabilir.Bu durumda dava hakkının yalnız ayırt etme gücünü sonradan kazanan eşe verilmesi mutlak butlan davasının nisbi butlana dönüştüğünün bir göstergesidir.Butlan kararı verilmeden önce eşlerin olağan evlenme yaşını doldurmalarına rağmen kendileri tarafından bir dava açılmamışsa yasal temsilci nisbi butlan sebebiyle evlenmenin iptalini dava edebilir.Ancak bu suretle evlenen kimse sonradan onsekiz yaşını doldurmak suretiyle ergin olur,kısıtlı olmaktan çıkar veya karı gebe kalırsa evlenmenin iptaline karar verilemez.

Evlilik kaydının iptaline yönelik davada yasal temsilcinin menfaati ile küçüğün menfaati çalıştığından küçüğe bir temsil kayyımı atanarak dava kayyıma yöneltilmelidir.

“..Davalı Ali ölmüş olduğundan davada davalı Celile ile velayeti altında bulunan mirasçı küçükler 15.11.1990 doğumlu Can Koray ile 9.2.1992 doğumlu Ceren Arzum arasında menfaat çatışması çıkmıştır.Bu durumda mahkeme yapılacak iş ananın dışında bir kişinin çocuklara kayyım tayin edilmesini sağlamak ve davalı Celile’nin temyiz dilekçesinin kayyıma tebliğ edilmesinden ibarettir.”

İlgili Blog Yazıları